Yüz Germe Ameliyatı

Yüz Germe Ameliyatı (Facelift): Doğru Teknik, Doğru Hasta Seçimi ve Gerçekçi Yaklaşımlar

Yüz germe ameliyatı ile ilgili maalesef çok fazla yöntem, çok fazla girişim ve çok fazla bilgi kirliliği bulunmaktadır. Bu girişimlerin önemli bir kısmı, yüzün anatomisini yeterince algılamayan, bu alanda deneyimi olmayan cerrahlar veya hatta cerrah olmayan kişiler tarafından yapılmaktadır. Bu durum da hastalarda hem estetik açıdan hem de psikolojik açıdan çok üzücü ve tedirgin edici sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir.

Bu nedenle yüz germe ameliyatında temel prensip, yüz anatomisine üst düzey hâkimiyettir. Cerrah, kişinin yüzünün gençlik dönemindeki yapısını iyi analiz etmeli ve yapılacak işlemi bu yapıya göre planlamalıdır. Ancak bunu yaparken yüzün kendi içindeki doğal harmonisini asla bozmamak gerekir. Örneğin, sarkmış bir yüzü gereğinden fazla doldurarak, yani agresif agmentasyon yaparak “kalktığını” zannetmek tamamen hatalı bir yaklaşımdır. Özellikle hastanın bu agmentasyona gerçek bir ihtiyacı yoksa, yüzü hacimle şişirmek hem doğal değildir hem de uzun vadede başarısız sonuçlara yol açar.

Bu noktada özellikle üzerinde durmak istediğim konu şudur: “Sıvı yüz germe” denilen kavram, tıbbi olarak son derece hatalı bir uygulamadır. Çünkü bu yöntem, yüzü sadece balon gibi şişirmekten ibarettir. Ne yüzün anatomisini gençleştirir ne dokuların yerini düzeltir ne de kalıcı bir iyileşme sağlar. Üstelik yoğun dolguların bir kısmı ciltte kistik oluşumlara, sertliklere ve doku düzensizliklerine neden olabilir. Bu durum sadece hastayı mutsuz etmekle kalmaz; ileride yapılacak gerçek yüz germe ameliyatlarını da son derece zorlaştırır.

Dolayısıyla yüz germede bizim asıl dönmemiz gereken geleneksel, bilimsel ve anatomik olarak doğru olan yöntemlerdir. Bunlar, cildi agresif biçimde çekmekten ziyade, cilt altındaki derin dokuların yer değiştirilmesi, asılması ve agmentasyonu üzerine kuruludur. Örneğin malar bölge sarkmışsa malar bölgenin doğal anatomik yerine getirilmesi gerekir. Jawline hattında, yani mandibula angulus çevresinde sarkma varsa bu bölge ayrı ele alınmalıdır. Derin boyun yapılarında gevşeme varsa, bu bölgenin de cerrahi olarak düzeltilmesi yüz germe sonucunu dramatik şekilde etkiler. Hatta bazı hastalarda submandibüler bezin ptotik olması bile boyun konturunu bozan önemli bir etkendir.

Ayrıca mikrognatisi olan bir hastada çene ucunun düzeltilmeden yapılan yüz germe ameliyatı hiçbir zaman optimal sonuç vermez. Bu nedenle yüz germe yalnızca yüzü değil, alt yüz ve boyun bölgesini bir bütün olarak değerlendirmeyi gerektirir.

Hangi teknik kullanılırsa kullanılsın—High SMAS, deep plane, SMASektomi veya diğer derin plan teknikleri—temel felsefe her zaman aynı olmalıdır:

Cilt üzerine değil, derin dokular üzerine çalışmak.

Çünkü cilt üzerine oluşturulan gerginlik hem kısa sürede kaybolur hem de kötü skar, zor kapanma ve yapay bir görünüm gibi olumsuz sonuçlara neden olur. Bu nedenle kalıcı, doğal ve uzun vadeli sonuçlar için mutlaka derin plan facelift teknikleri tercih edilmelidir.

Sonuç olarak, yüz germe ameliyatı çok hassas, ileri seviye anatomi bilgisi gerektiren ve kişiye özel planlanması gereken bir cerrahi işlemdir. Derin planlara odaklanan, yüzün doğal mimarisine saygı duyan ve gereksiz hacimden kaçınan yaklaşımlar her zaman en başarılı ve en doğal sonuçları verir.